Aydın Öztoprak

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı. Antalya.
Şarap. Peynir. Tiyatro.
Kazakistan / 1993.
Din hanesini kandırdı. Bekar.
Doğmadan önce gerçekleşti ölümü.
Ülkeleri çarşafa sarıp içti,
Şehirleri içki şişeleriyle terketti.
Akdeniz’i bile terketti.
Bir gece yarısı içki şişeleriyle terkettiği Akdeniz’e
İçki şişeleriyle geri döndü.
Sonra tükürdü hepsini.
Kendini kustu
Ciğerlerini kustu.
Kendi avuçlarına doğdu.
Cesedi yakılacak.
Bedeni tekliyor.
Kaşında ve muhtelif yerlerinde yarıklar mevcut.
Kendi sonunu kendisi hazırladı.
Uyumayı hiç sevmedi.
Hiç uyumadı, uyanmamak için.
Bir parça geceyle takas edilebilir. 

Kaç sene önceki olay halen aklımdadır: 7. sınıftayız. Türkçe hocamız bir slayt açıp izletti. Slaytın sonunda bir şiir vardı hatırlamıyorum ama tüm sınıf ağlıyor kızlı erkekli. Gözlerimden bir iki damla yaş süzüldü. Benim de canımın yanabileceğini kimse görmemişti henüz. Tüm sınıf “Aa Aydın bile ağlıyor.” diye şaşırdı. Bazı şeylerin sorumluluğu olduğunu o zaman anladım ben. Görüntümün sorumluluğunu taşıyordum ben. Her şeye rağmen ayakta duruyor gibi olmanın sorumluluğunu. İnsanların gözünde nasıl bir adam olduğumu o zaman anladım. Kötü bir adam olmam gerekiyor dedim ondan sonra. Kötü adam oldum.

Ağlamıyorum orospu çocukları. İnsanlığımı ve çocukluğumu çoktan yitirdim ben. Bütün duygularınız sizin olsun. Ben nefretimi hiçbirinizle paylaşmayacağım. Çığlıklarımı duymayın diye yerin onlarca kat altına kilitledim kendimi. Bana acımaya, bana yaklaşmaya kalkarsanız hepinizi teker teker doğrarım. O zaman söylememiştim. Şimdi söyleyeyim dedim.

Asker Anonim Asks:
Özlüyor musun?
aydinoztoprak aydinoztoprak Said:

Evet.

Koca bir yazı salyangozlarla ve sokak kedileriyle, sensiz geçirdim. Biraz buruğum. Biraz yabancıyım şimdi. Beni yalnızca kaldırımlar kabulleniyor. Sonra kapanmak üzere olan, masaları boş barlar. Koca bir yaz ömrümden bir bela gibi akıp gidiyor. Kışa hazırlanıyoruz hepimiz artık. Salyangozlar ve sokak kedileri için sıcacık evler yapıyorum. Onlar da gidecekler. Ve kış boyunca ben iyiden iyiye kimsesiz. Öyle huysuz ve çirkin. 


Hayat her şey rağmen devam etmiyor tavşanım. 

Beni bir yaza gömdülerdi bir zaman 
Her yer olabilecek bir kuytulukta 
Bir kadın vardı bir balkonda*

Seni nasıl üzdüler küçük kadınım? Hiç öpülmemiş omuzların üstelik. Oysa nasıl korkunç değerse ağzım kasığına. Nasıl geyik gözlü hayvanların gecede nefesi. Her şiir sevgilim, her şiir nitelikli bir sevişmedir. En kadınlığından damlıyor sözcükler. Isırıyorum parmaklarımı sen soyunurken. Gecenin en ıslak yerinde kasığında uyut beni. Binlerce, binlerce yıl oldu yitireli çocukluğumu. Beni sen doğur yeniden; yeniden hayatın özü damlıyor en gizli yerinden. Gece aramızda bir sır, hiç umulmadık bir sır kadınlığın. 

Daha da sıkılaşıyor işte nefesin. Hatırla, her şiir nitelikli bir sevişmedir. Parmak uçlarından, saç diplerinden, ayak bileklerinden, kasığından yaratıyoruz bir dünyayı. Yaratıyoruz işte birlikte cenneti yeniden; bir çift güvercin kanadı altında, karanlığında yüzyılın. 

Yemin ederim azıcık içtim
Bu halim doğuştan*

Ve işin en aşağılık tarafı şu ki yavrum
galiba yalnızlığa alışıyorum.*

Tekele gitmeye üşenmiyorum ama o tişörtü, şortu giyip evden çıkmaya çok üşeniyorum. Dışarı boxer ile çıkabileceğim bir dünya istiyorum. Çok şey mi istiyorum?

Bu.

Ben ölüme iyice yakın
O yaşamaktan uzak
Öyle bir gök içinde durmuş gibiyiz*

Sonra birdenbire büyük bir sessizlik oldu
Bu dünyadan İlhan Berk geçti dedim yürüdüm.*

18.11.1918 - 28.08.2008

98 kez oynatım
Melis Danişmend

Sonu gelmiyor diye ağlıyordum
Sonu gelmesin diye saplıyordum iğneyi*

Nasıl korkuyorum ışıktan. Bir insanın daha beni görecek olmasından nasıl korkuyorum. Ki ben yıllar önce vazgeçtim gözlerime bakmaktan. Fahişeleri düzmem. Fahişelerle konuşurum. Ama yatakta boğazımı kesecek her fahişeye tüm geleceğimi satabilirim. Ne olur, ne olur bir parça karanlık daha. Yalnızca bir parça karanlık daha. Bütün korkularınızdan, kabuslarınızdan bir parça karanlık. Biraz daha umut istemiyorum. Umut öldürür. Mutluluk öldürür. Ki ölüyüm çoktandır. Gölgemin salyaları azgın bir yaratık gibi salınması bundandır sokaklarda. Şehrin her sokağına kustum kendimi. Olmadı. Pansiyonlara, kumarhanelere, meyhanelere kustum olmadı. Hiçbir sözcük hayatı tamamlamazken nefretin korkunç ihtişamı zihnimin bütün hücrelerimi ele geçiriyor. Sıradan birkaç sözcüğe ihtiyacım var yalnızca. Zaman yok. Zaman yok artık yaşamaya bile. Ben o kadar sustum ya, bu yüzden kan kusuyorum şimdi kaldırımlara.

Asker Anonim Asks:
"Çok kadın hiç kadındır oğlum, yalnızlıktır sonu.."
aydinoztoprak aydinoztoprak Said:

Düşünme.

Ben de ne eksik diye bakınıyorum etrafıma. Alkol saatim gelmiş, hiç söylemiyorsunuz.