Aydın Öztoprak

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı. Antalya.
Şarap. Peynir. Tiyatro.
Kazakistan / 1993.
Din hanesini kandırdı. Bekar.
Doğmadan önce gerçekleşti ölümü.
Ülkeleri çarşafa sarıp içti,
Şehirleri içki şişeleriyle terk etti.
Akdeniz’i bile terk etti.
Bir gece yarısı içki şişeleriyle terk ettiği Akdeniz’e
İçki şişeleriyle geri döndü.
Sonra tükürdü hepsini.
Kendini kustu
Ciğerlerini kustu.
Kendi avuçlarına doğdu.
Cesedi yakılacak.
Bedeni tekliyor.
Kaşında ve muhtelif yerlerinde yarıklar mevcut.
Kendi sonunu kendisi hazırladı.
Uyumayı hiç sevmedi.
Hiç uyumadı, uyanmamak için.
Bir parça geceyle takas edilebilir. 
Asker Anonim Asks:
son yazdığın dinlediğim sarkıya öyle uydu ki? insan sesleriyle çalkalanıyor dünyaa demişsin.. ne etkileyici
aydinoztoprak aydinoztoprak Said:

Eskaza perdeyi açmaya kalksam, bedenimin eriyeceği korkusu içimi sarıyor. Nefret, bir insanla konuşsam ağzımdan çıkacak tek kelime gibi. Bir yandan da, yaşamıma bir anlam biçecek olursam, yaşıyor olmamın tek nedeni nefret. Ölüme kaşınıyor avuç içlerim. Kana. Zihnimi kemirip duruyor bu his, bu bulantı. Üstelik gün ışığı yetmiyormuş gibi, insan sesleriyle çalkalanıyor dünya. 

Günaydın şarkısı filan.

66 kez oynatım

Bu, beynimin içinde durmadan devinen ritimler, zihnimini kemiren fare. Rock ‘n’ roll anal seks ise, blues oral seksti. Rock ‘n’ roll eroin ise, blues kokaindi. Anlıyor musun İbrahim? Ne kadar da yakındık Kaliforniya’ya, Mississippi’ye. Ne kadar oradaydık, o odada, beyaz bir kadının kasığını okşuyorduk. Beyaz bir kadının kasığından şarap içiyorduk. Sanırım ilk kez yaşıyorduk İbrahim. Bir şiiri ilk kez okuyorduk. Ve yola çıkıyorduk ilk kez. Biraz içki, biraz kokain, biraz kadın ve çokça bluesdan başka bir şeye ihtiyacımız yoktu. Biz ilk kez kendimizi tanıyorduk. Toy muyduk dersin? Belki toy denemez ama biz ilk kez büyüyorduk. Özgür olmak. Doğru tanım. Biz ilk kez özgür oluyorduk. Zihnimizin içinde başka dünyaların olduğunu da keşfederek, bu çirkin bedenlerimizin var olduğu dünyayı reddedip, özgür oluyorduk. Biliyorum. Biliyorum bir anlamı yok ama biz ölürken günden güne, belki bir prolog tanımlar bu uzayan yol şeritlerini. Yaşam bir problemse İbrahim, müzik bütün matematiği alt eden bir savaşçıydı. Blues İbrahim; blues, bir kadının kasığından süzülen tatlı sulardır. Blues, unutulmuş şiirlerdir. Hadi, gidelim İbrahim. Yanlış şiirlerde bulalım kendimizi.

değilsin ibrahim
sen bu günler değilsin
öyle ölüm ilanı gibi durma karşımda
bak kırdım iğnesini pikabımın
matkabına taktım. bir kez olsun
delme şu göğü yanlış yerinden
dünyam bunaldı ibrahim
bunaldım kül ve katran seslerinden.*

Asker Anonim Asks:
aralık kaç doğum günün ?
aydinoztoprak aydinoztoprak Said:

2.

Asker Anonim Asks:
Dudaklarımı ısırıyorum her dişine, karanlıklar doluyor içime. Tohumların kasıklarımda. Tohumların serpiliyor içime. Serpiliyor her karanlığın filizi içimde. Ne sen azalıyorsun oysa ne ben çoğalıyorum.
aydinoztoprak aydinoztoprak Said:

Hisset:

Tık.

Asker Anonim Asks:
Kaç yaşındasın?
aydinoztoprak aydinoztoprak Said:

21 bitecek Aralık ayında.

Nasıl seviniyoruz birbirimizi görünce bilseniz.

Asker Anonim Asks:
Az önceki anonimin yazdığı alıntı mı acaba?
aydinoztoprak aydinoztoprak Said:

Alıntı değil sanırım. Google’a kopyaladım da bir sonuç çıkmadı.

Asker Anonim Asks:
benim kasıklarım sana titrek, kokum buram buram seni aramakta, ruhum alev alev kırmızı kopkoyu karanlığına üstelik benim rahmim sana, ruhum sana.
aydinoztoprak aydinoztoprak Said:

Ben Muddy Waters dinlerken bu tip iddialarda bulunmayınız. Tehlikeli bir yaklaşım olabilir.

Good mornin’ lil school girl
Can i go home with u?*

Günaydın şarkısı filan.

Asker Anonim Asks:
orgazm senin için ne demek
aydinoztoprak aydinoztoprak Said:

Cinsel ve ruhsal olarak ikiye ayrılıyor benim için. Cinsel orgazm bir yerden sonra kesilebilirken, ruhsal orgazm 24 saat boyunca devam edebilir. 

Asker Anonim Asks:
aşk,sevgi yada bağımlılık ,ilgi her neyse dönüşümlümüdür?
aydinoztoprak aydinoztoprak Said:

Dönüşümlü tanımından ziyade karşılıklı diyebiliriz yalnızca ilgi için. Geri kalan olgular dönüşümlü ve karşılıklı olmayabiliyor. En azından aynı şiddette olmayabiliyor.

İşte soyunup çırılçıplak, sürüyoruz savaş boyalarımızı. Çığlıklarımız birer şimşekmişçesine yeryüzünde gürlüyor. Vücudumuzdaki kesiklerden sızan her kan damlası nereye ait olduğumuzu hatırlatıyor bize. Olmadığımızı ya da. Kanalizasyonda düzüşüyor, yerin üstünde avlanıyorduk taze insan ruhlarıyla. Ahlakseverleri, devletseverleri, dindarları, milliyetçileri, pekala herhangi bir ideolojinin içinde ve bir topluluğa ait olmadan yaşayamayan bütün sülükleri avlıyorduk. Görünmezdik. Anlaşılmazdık. Parklarda, caddelerde, metro duraklarında omuzlarına çarpılıp geçilen ve özür bile dilenmeyen birer aptal sürüsü gibi duruyorduk. Maske miydi? Bizim için değil. Gündüz yaşayanlar takarlar maskelerini. Fotoğraflarda gülmek zorunda hissederler kendilerini. Biri öldüğünde ağlamak zorunda hissederler. Patronlarına yalakalık yaparlar. Keyif almadıkları aile toplantılarına giderler. Biz onlar gibi değildik. Bizler için birer kamuflajdı suskunluk. Gündüze ait olmadığımızı biliyorduk. Geceye saklıyorduk bütün nefretimizi. Binlerce yıldır geceleri kıyameti biz kusuyorduk dünyaya. Bir şarap şişesi içkiden çok bir silahı andırıyordu bizim için. Sertti, keskindi. Bir politikacının boğazını boydan boya yarabilirdi doğru ellerde. 

Gece bizim için çöküyor kardeşlerim. Kan ve katliam için çöküyor. Seks için. Rock ‘n’ roll için. Chuck Berry’nin parmaklarından çöküyor gece. İyi biri olmak? Hayır, özgür biri olmak. 

Benim adım Mişenka. İblisin uykusuz ikizi. 

86 kez oynatım
Luciano Pavarotti

Gökyüzünden denize bir yol 
Bir hüzündür akşam 
Apartman önlerinde fahişelerin
-rastlasanız onlara 
gözleriniz parlardı heyecandan-
Dizlerinden damlayan bir hüzündür 
Mora çalar her rengi
Elbette hep sevişmekten değil 

Acıkmayan çocuklardan
Ve namuslulardan kurtarıyorum yakamı 
Kurtarıyorum durmadan devinen
Şu üstümdeki maviden 
Şu çıldırasıya içkisizlikten 
Şu hep anca salıncaklardaki umuttan 

Biliyorsunuz ya sevişmek için değil
Fahişeler konuşmak için elbette 
Sokak kadını da denir hiç yoktan
-rastlasanız nasıl da uzundur tırnakları-  
En çok benzedikleri için sokak kedilerine 

Kurtarıyorum başımı şu beton evlerden 
Şu korkunç beton yüzlerden 
Sızıyorum bir sokak biçiminde
Bir kedi olarak ben de elbette
Tırnaklarına fahişelerin 
Sırtımda birer hediyedir hepsi
-rastlasanız nasıl da çoğalırdınız 
kendi içinizde mutluluktan-

Elbette bir kedi olarak ben de
Kirliydim nasıl nasıl kimsesiz
Kadın da değilim oysa

Gözlerimden sızan bu
Morla karışık siyahı üflüyorum
Ağızlarına bütün kadınlarımın
Birkaç aryadan kurtarırsak kendimizi
Sağ salim çıkarsak geceye biz de
Göğüslerimizi keseriz belki kaldırımlarda
-Rastlasanız korkunç siyahlar damlardı ağzınızdan-

- AÖztoprak