Aydın Öztoprak

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı. Antalya.
Şarap. Peynir. Tiyatro.
Kazakistan / 1993.
Din hanesini kandırdı. Bekar.
Doğmadan önce gerçekleşti ölümü.
Ülkeleri çarşafa sarıp içti,
Şehirleri içki şişeleriyle terketti.
Akdeniz’i bile terketti.
Bir gece yarısı içki şişeleriyle terkettiği Akdeniz’e
İçki şişeleriyle geri döndü.
Sonra tükürdü hepsini.
Kendini kustu
Ciğerlerini kustu.
Kendi avuçlarına doğdu.
Cesedi yakılacak.
Bedeni tekliyor.
Kaşında ve muhtelif yerlerinde yarıklar mevcut.
Kendi sonunu kendisi hazırladı.
Uyumayı hiç sevmedi.
Hiç uyumadı, uyanmamak için.
Bir parça geceyle takas edilebilir. 

Bir Hakan Günday’a dadanmadığınız kalmıştı. Çok yeraltısınız ya. Haydar Ergülen’in dizelerini Hakan Günday adıyla paylaşırsınız. Lan adamın üslubu o değil bir kere. Sinirleniyorum şöyle şeyler gördükçe. Kayra olsaydı sizi yatağa bağlar, hem düzer hem kemerle döverdi.  

146 kez oynatım
Melis Danişmend

Ben ki bir ölüyü beklemekle geçirdim geceyi 
Bir ölüyü ve ölünün bütün inceliklerini.*

Asker Anonim Asks:
sana bayılıyorum!
aydinoztoprak aydinoztoprak Said:

Tam da şu şarkıyı dinliyordum: Tık

Ben -40 derecede doğdum. Kazakistan. 2 Aralık. Yılın en soğuk zamanlarından. Çocukluğumun ilk yarısı dünyanın en soğuk şehirlerinde geçti. Jezkazgan, Karaganda, Moskova. Soğuk şehirlerin hüznü ayrıdır. Bir halı asılıdır duvarda. Sözgelimi bir Slav kadını borş pişirir. Slavlara özgü bir çorbadır. En çok Moskova’da içilir. Kalın kazaklar ve alabildiğine bir sessizlik dışarıda. Betonarme yüzler. Bu denli soğuk şehirler ve insanların arasında bir grup canlı yaşıyor olduklarını kendilerine kanıtlamak için dünyanın en sıcak içkilerini içerler. Votka ve konyak. Düşündüğünüzün aksine votka eğlenceli gecelerin içkisi değildir. Votka baştan başa, göğsünün tam ortasında Slav hüznü taşır. Elleri beyazdır, gözleri mavi. Akşam yemeklerinde borş içer. Kahvaltısı reçeldir. Öğle yemeği patates. Bundan başka da bir şeyi yoktur. Savaş yıllarından kalma alışkanlıktır. Ve kendini her akşam birkaç şarkının gölgesinde yaşatır. Tek gerçeği ölüyor olmaktır. 

Jezkazgan. Üç yaşındayım. Babam içkiden tiksinip ileride çok içmeyeyim diye yarım çay bardağı votka içirmiş bana. Biraz da soğukmuş. Mevsimlerden o mevsim yani. Öyle başlamış her şey. Şimdi bana ne zaman sorsalar gelir aklıma: Yaşamın üstüme akan kusmuğunu temizlemek için içiyorum. İçiyorum gerçeğimle yüzleşmek için.

Hiç kimse karşı apartmanda bulaşık yıkayan kadının hüznünü benim kadar anlayamaz. Ve hiç kimse banklarda benim kadar uyuyamaz. Zannettiğinizin aksine alkolizm değil bu küçük hanım; yaralarımı temiz tutuyorum alkolle. Hiçbir şeyim kalmadı. Mevsim evriliyor metalik renklere. Kediler de saklanacaklar birazdan. Yaralarımdan başka hiçbir şeyim kalmadı. 

Küçük aile fotoğraflarınız hiç ilgimi çekmiyor. Mutlu sabahlar, günaydınlar. Rüyanızda hiç freni patlak bir kamyonla yokuş aşağı gittiğinizi gördünüz mü? O kamyon benim işte. Mütemadi, bitmek bilmeyen bir düşüşün içindeyim. Yalnızca bana yaklaşmamanızı istiyorum. Kendi sağlığınız için. Karanlık, nasıl anlatılır, sağır edici bir sessizliğe sahip. Metalik bir tada. Tanrı olsa ölüm derdi buna. Ama burada bir tanrı yok. Burada bir cennet yok. Burada sahte tebessümler yok. Burada yalanlar yok. Burada size göre hiçbir şey yok. Yalnızca düşüş. Yalnızca nefret. Yalnızca karanlık.  

218 kez oynatım
Birsen Tezer & Hüsnü Arkan

Şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lafların dünyaların
Öyle düzeltici öyle yerine getiriciydi sevmek

Ki Karaköy köprüsüne yağmur yağarken
Bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti
Çünkü iki kişiydik*

Asker Anonim Asks:
Peki ya kokusu?
aydinoztoprak aydinoztoprak Said:

Huzurun böylesi görülemezdi hiçbir yaşama sırasında.

Şöyle gelsene sen: Şu aranıp duran korkak ellerimi tut

cahilfilozof:

birazeksikbirazfazla:

yavaş yavaş geliyoruz…

Bi el atın bakalım

Bloglamayan evde kalsın ))

Sevgili cahilfilozof Muddy Waters’ın kutsal birası aşkına “yaz!” diye buyurdu, yazdık. Çok yakında kirli, tozlu, paslı bir vaziyette elinizin altındayız. 

Yüce Chuck Berry’nin adıyla: Oku!

(cahilfilozof gönderdi)

Bir gün ayaklarına zincirledilerdi özgürlüğümü. Oysa doyasıya öpmek vardı küçük kadınım seni. Doyasıya öpmek en kadın yerinden, en gizli; öpmek en çocukluğunu ve bütün korkularını yenebilmek. Bilirsin bir şiirdir biz ne zaman sevişsek ve bilirsin, dilim varmıyor ama söylemeye, gittiğinden beri kan kusuyorum her şiire. 

Asker Anonim Asks:
dersim katliamını anlatan şiirleri olan cemal süreya'nın 30 ağustos türklük gibi bi postta şiirini yazman komik biraz herkes türk yaşasın türk türk türk türrrkkk
aydinoztoprak aydinoztoprak Said:

Ben özgürlüğü anlatan Cemal Süreya şiiri yazdım gülüm. Kürt -Türk tartışması yapamayacak kadar yorgunum siyaset mevzuunda, ki kimin hangi ırktan, hangi dinden olduğu zerre umrumda değil. Beğenmediysen şunu al, kol gibi:


bir değil ben artık birkaç kişiyim

belki juarez’im meksika’da güneşin tuzunu yalıyorum
belki de namık kemal osmanlı sürgününde
habib burgiba diye bir limanda yakalanıyorum
bükreş’te matbaamı dağıtıyor demir muhafızlar
kalküta’da kongre partisi sekreteriyim
hürriyet sokağında isimsiz bir mezar

bir gece sabaha karşı
dehşetini birden kaybedecek gelmeyişin 
ıslığımın tadında bir değişme 
iç tartışmalarımda büsbütün başka bir tutum
büsbütün başka kıvılcımlar
ve en padişah korkulara direnebilen
yepyeni bir mustafa kemal davranışı

- Attila İlhan

Türk olmanın ayıp sayıldığı ülkelerde de 30 Ağustos Zafer Bayramı’mız kutlu olsun. Ve Türk olmanın ayıp sayıldığı Türkiye Cumhuriyeti’nde çık sokağa, de ki: 


Biz şimdi alçak sesle konuşuyoruz ya
Sessizce birleşip sessizce ayrılıyoruz ya
Anamız çay demliyor ya güzel günlere
Sevgilimizse çiçekler koyuyor ya bardağa
Sabahları işimize gidiyoruz ya sessiz sedasız
Bu, böyle gidecek demek değil bu işler
Biz şimdi yan yana geliyoruz ve çoğalıyoruz
Ama bir ağızdan tutturduğumuz gün hürlüğün havasını
İşte o gün sizi tanrılar bile kurtaramaz.

- Cemal Süreya

Kaç sene önceki olay halen aklımdadır: 7. sınıftayız. Türkçe hocamız bir slayt açıp izletti. Slaytın sonunda bir şiir vardı hatırlamıyorum ama tüm sınıf ağlıyor kızlı erkekli. Gözlerimden bir iki damla yaş süzüldü. Benim de canımın yanabileceğini kimse görmemişti henüz. Tüm sınıf “Aa Aydın bile ağlıyor.” diye şaşırdı. Bazı şeylerin sorumluluğu olduğunu o zaman anladım ben. Görüntümün sorumluluğunu taşıyordum ben. Her şeye rağmen ayakta duruyor gibi olmanın sorumluluğunu. İnsanların gözünde nasıl bir adam olduğumu o zaman anladım. Kötü bir adam olmam gerekiyor dedim ondan sonra. Kötü adam oldum.

Ağlamıyorum orospu çocukları. İnsanlığımı ve çocukluğumu çoktan yitirdim ben. Bütün duygularınız sizin olsun. Ben nefretimi hiçbirinizle paylaşmayacağım. Çığlıklarımı duymayın diye yerin onlarca kat altına kilitledim kendimi. Bana acımaya, bana yaklaşmaya kalkarsanız hepinizi teker teker doğrarım. O zaman söylememiştim. Şimdi söyleyeyim dedim.

Asker Anonim Asks:
Özlüyor musun?
aydinoztoprak aydinoztoprak Said:

Evet.

Koca bir yazı salyangozlarla ve sokak kedileriyle, sensiz geçirdim. Biraz buruğum. Biraz yabancıyım şimdi. Beni yalnızca kaldırımlar kabulleniyor. Sonra kapanmak üzere olan, masaları boş barlar. Koca bir yaz ömrümden bir bela gibi akıp gidiyor. Kışa hazırlanıyoruz hepimiz artık. Salyangozlar ve sokak kedileri için sıcacık evler yapıyorum. Onlar da gidecekler. Ve kış boyunca ben iyiden iyiye kimsesiz. Öyle huysuz ve çirkin. 


Hayat her şey rağmen devam etmiyor tavşanım. 

Beni bir yaza gömdülerdi bir zaman 
Her yer olabilecek bir kuytulukta 
Bir kadın vardı bir balkonda*